HER VURUŞ BİR TARİH YAZAR
Garipçe’den yukarı kaldırınca başını
Görmemek mümkün değil Yazıcıoğlu taşını
Yaslanmış böğrüne, yaşlı saat kayası
Sular gümbür gümbür, ille de temiz havası
Saatin her vuruşu eski bir tarih yazar
Dodiri minare, kilise, şadırvan, ulu cami, hisar
Birde kümbetimiz var ki anıttan mezar
Seydi hamamında aklanıp, kumlu yolda gezmeyen,
Sivrihisar’lı varmı ki arastadan geçmeyen.
Şıngıraklı Habib çeşmesi, o güzelim bağları,
Her yer ayrı bir güzel, kışın göre dağları
Gelin duvağından çeker hatıra teli,
Seysana yüklenirken, basar gözyaşı seli
Kulakta incili küpe, sırtında simli sarka
Sevayi donu giyip, sallanıp satar caka.
Gerdana gerçek inci, bilekte yoksa cebe
Gelini güldüremezsin dünyayı etsen hibe
Bulguru, tarhanası, gapama, kelem dolması
Düğünün baş yemeği yağlı bamya çorbası
Goçaş badılcanından pişir yağlı bastıyı
Yanından uzak etme, dışı sırlı testiyi
Keşkeği ayrı güzel, göcesi, dutmacı, ya baklavası
Kıymalı su böreğinin bambaşkadır havası
Pırasa dolması bile, ayrı lezzet ağızda
Gartalaca dürülmüş güzelim met helvası
Eskilere git hele, sevgi dolu Yunus Emre’si
Fatih Sultan’a kadılık etmiş, hem de Hızır Reis’i
Uleması, hocası çok çıkmış aramızdan,
Hoca Nasrettin bile bizim toprağımızdan
Mecliste temsilcimiz rahmetli Potoğlu Emmi
Değişik insanımız var, hem akıllı hem de veli
İsrafı hiç sevmeyiz, pinti diyenler çıkar
Diyen desin aldırma, sanki ona kim bakar
Sevmeyi öğrenmişiz, pirimiz Yunus Emre’den
Büyük gurur duyarım, Sivrihisarlıyım demeden.
Mürsel PAZARKAYA